|
DUT AĞACININ ÖNCESİ VE SONRASI
Bu Hekimhanlılar grubunu birkaç aydır izliyorum. Gerçekten çok güzel bir
iletişim hattı oluştu. Özellikle son bir haftadır, kesilen sembol dut
ağacının verdiği acıyla yazılan yazılar bir eğitimci olarak bende başka
duyguları da çağrıştırdığı için izninizle bazı düşüncelerimi sizinle
paylaşmak istedim. Ben, Hekimhan'ın bir köyündenim, ama Hekimhan'da çok
bulunmuş biriyim. Her yaz Hekimhan'a uğrar, Daşhan'ı adeta tavaf edermiş
gibi gezer, hamamın o perişan haline duygulanır ve oradan sadeliğine
doyamadığım Eski Cami'ye sığınırım. Hatırladığım kadarıyla, çocukken
yazları Hekimhan'a geldiğimde o kesilen dut ağacının gölgesinde babamın
Cumadan çıkmasını beklerdim. Hatta iki yıl önce, vefat eden Durmuş Amcam
(Ahmet Soyer)'ın cenazesini getirmiş ve o dut ağacının gölgesinde cemaatin
cenaze için toplanmasını beklemiştik.
Adeta bu tarihi yapıların verdiği uhrevi hava ve köylülük gibi iki zıt
dünya içiçe geçmiş Hekimhan'ımızda. Köylü olmak kötü bir şey değil
elbette, ben ve bu gruptaki insanların birkısmı da köy kökenliyiz ama biz
köyden şehre ya da Hekimhan'a giderken müthiş sevinirdik. Her köylünün
medeniyetle ilk ciddi teması kasabalarla başlar. İlk kez medeniyetin birim
ve kurumları ile orada tanışılır. Hastalandığında, dişin ağrıdığında, eve
hep oraya gidilir. Devlet oradadır, askere oradan gidilir, gazeteyle
dünyaya oradan açılır. Bana sanki Hekimhan eskiden daha çok şehir havası
taşıyordu gibi geliyor. Belki de çocukluğun verdiği hisle öyle
düşünüyordum. Kısaca demek istediğim şu ki Hekimhan ister Hekimhan'da
doğup büyümüşler için ister -onlar kadar olmasa da- Hekimhan yöresinde
olup da orasını benimseyen insanlar için hala anlamlı ve önemli bir mekan.
Hele gurbete çıkınca insan bir yurt bilinci nasıl birşeymiş daha iyi
anlıyor. Benim asıl söylemek istediğim tam olarak bu da değil.
Bu son dut olayı ile ortaya çıkan başka bir şey var. O da aidiyetlik
duygusunun insan kişiliğindeki derinliği ve etkileme gücü. Grupta olan ve
yazan kimselerin bir kısmı Hekimhan'da yaşıyor ama, büyük bir kısmı şu
anda Türkiye'nin herhangi bir yerinde memur, müteşebbis ya da başka
sebeplerle rızkını kazanmaya gitmiş insanlardan oluşuyor. Hatta
yurtdışında her ülkede çok sayıda Hekimhanlı var. Amerika'da, Almanya'da
Belçika'da, Afrika'da Rusya'da ve belki de dünya üzerinde bulunan 150
ülkenin her birinde en az bir Hekimhanlı var diye düşünüyorum. Her ne
sebeple olursa olsun insanlar Hekimhan'dan ayrılmışlar ama gönülleri biraz
köyden büyük olan bu kasabadan kopmamış, kopamamış. Dünyanın hangi
ülkesinde ve Türkiye'nin neresinde olursa olsun hep insan doğduğu ve
doyduğu toprağa, kültüre ve sosyal çevreye aittir. İşte bugün biz bu
aidiyet hissiyle düşünüyoruz. Çünkü insan iki ayaklı, düşünen akıllı bir
varlık olduğu kadar ruh ve duygu sahibi bir varlıktır aynı zamanda. İnsan
tam varlık hissini bütün hayatı ve çevresi ile birlikte yaşar. Biz nereye
gidersek gidelim içimizde kültür ve çevremizi de götürüyoruz.
Hekimhan niçin bu kadar önemli? Onda farklı olan bir şey mi var? diye
soranlara şu örnekle olayı anlatmaya çalışayım. Hekimhanlı olmayan eşlerle
evlenen Hekimhanlılar ilk kez Hekimhan'a geldiklerinde şoke
olmaktadırlar. Adeta "Senin Hekimhan, Hekimhan dediğin yer burası mı?"
diyerek rahatsızlıklarını dile getirirler. Bu Hekimhan'ı dıştan
görmektir. Ama bu kimseler belli bir süre Hekimhan'da kaldıktan sonra bu
şehrin şekli olumsuzlukları yanında çok güzel dostluklarının
varlığını gördüğünde Hekimhanım'ızı sevmektedirler.
Gerçekten Hekimhan bir kayanın önüne kurulmuş bir küçük kasaba olarak
görülmemeli. Kendine ait bir insan tipi, kültürü ve değerleri olan bir
yer. Ha! aynı zamanda hoş olmayan geleneklerimiz ve ahlaki zaaflarımız da
yok diyemeyiz ama insanımızın kimyası tipik Anadolu insanının mayasına
paralel hatta kendine özgü artı ve eksileri ile ayrı bir rengi de var.
Bunu nereden biliyorsunuz derseniz, çevrenizde bulunan insanlardan
Hekimhan'ı bir kez geçerken görenler ile orada şu ya da bu şekilde yaşamış
olanlarla karşılaştığınızda anlarsınız. Ben böylesi pek çok memur,
öğretmen ve Polisle karşılaştım. Hepsi de ilçemizin mahrumiyetinden, köy
gibi olmasından şundan bundan şikayetçi ama konu insanına gelince, "Ha o
başka" diyerek söze başlayıp, insanımızın, sıcaklığı, samimiyeti,
yiğitliği ve diğer bazı hasletlerini saya saya bitiremiyorlar. Tabi ki bu
özellikleri hep Hekimhan'da yaşamış olanlar göremiyor. Bize her şeyin
negatifi anlatılıyor. Millet olarak güzel olan yönlerimizi pek
göremiyoruz. Bunun için Hekimhan dışına çıkmak, başka şehir, kasaba ve
ülke insanları tanımak gerekir ki hem artılarımızı hem de eksilerimizi
görelim. Eksilerimiz çok olsa bile insan profilimiz çok iyi olduğundan
Hekimhanlılar olarak gittiğimiz yerlerde hemen dikkat çekmekteyiz.
Ben çocukluğumdan beri hep Daşhanı bütün etrafı ile görmek istemişimdir.
Yani bütün dört yanı açık, hamamı faal, Cami ile bir külliye oluşturmuş
kasabanın ortasında hayranlıkla seyredilecek bir şekilde görmek
istemişimdir. Zaman zaman yapılan tamirler ve restorasyon çalışmaları beni
hep heyecanlandırmıştır. Tarihi yapılar o şehrin kimliğidir denir.
Gerçekten taş hanı yaparken atalarımız adeta dünya durdukça dursun diye
yapmışlar. Aslında daha önce duyduğumuz Hamamın restorasyonu da olumlu bir
haberdir. Ben herkesin dut ağacımızla ilgili duygularını anlıyorum. Bir
dut ağacı da ne ki? diyerek olayı basit bir olaymış gibi görmek de
istemiyorum ama bundan sonra ne olacak sorusu benim açımdan daha önemli.
Bence Hekimhan için olumlu gelişmeleri de gözönüne alarak bakalım. İlk kez
bu yaz şehiriçi taş döşemesi ve hükumetin önündeki caddenin düzenlenmesi
olumlu ve güzel bir hava katmıştı Hekimhan'a. Ayrıca yeni maden rezervleri
tespit edilmesi, bazılarının işletilmesi için çalışmalar başlaması, bir
deniz canlısı fosilinin bulunması, gibi gelişme ve haberleri heyecanla
izledik. Bu arada belediyenin imkanları ölçüsünde çalışmalarını
sürdürdüğüne de şahit olduk. Belki de daha önce Hekimhanlılar olarak
bizlerde, kasabamız, yerel değerlerimiz, kültürümüz, insan kaynaklarımız
konusunda bugünküne benzer bir duyarlılık da mevcut değildi. Bu vesile ile
daha önceki yönetimlerin de şehircilik adına yaptıkları tartışılmalıdır.
Ama benim gündeme getirmek istediğim eski ve yeni yönetimlerden hangisi
iyiydi türünden basit politik tartışma da değil. Çünkü, fazla yatırım ya
da hizmet yanında, nereye nasıl yatırım yapıldığı, kültürel değerlerin ne
derece korunduğu gibi konular daha teknik konular bunlara da girmeyelim.
Bir de, insan
değerlerimize bakalım. Sağ sol tartışması yüzünden ne canları kaybettik,
nice yıllar komşularımız ve akrabalarımızla ayrı kamplarda kaldık.
Bazıları öldü, bazıları öldürdü. Bizler o zamanlar değil Türkiye'yi
dünyayı kurtarmakla meşguldük. Böylece tam 50 yılımızı harcadık. Bu
arada Dünyayı ve Türkiye'yi kurtaramadığımız gibi Hekimhan'ımızı kaybetmek
üzere olduğumuzu ancak fark ettik. Bir Çin bilgesi şöyle der."Ben önce
dünyayı kurtarma sevdasındaydım. On yıl kadar çalıştım bir sonuç alamadım.
Sonra ülkemi kurtarayım dedim ama on yıllık çalışmam yine sonuç vermedi.
Bari kendi şehrimi kurtarayım dedim ama yine sonuç alamadım. ... Şimdi
kendimi kurtarmakla meşgülüm." Ülke olarak Kasabamız olarak yıllardır hep
enerjimizi kendi içinde çatışarak harcadık. Değerlerimize, insanlarımıza
ve tarihi zenginliklerimize sırt çevirdik. Şimdi bu eksikliğimizi görmeye
başlıyoruz. Tarih bilinci bütün dünyada evrensel olandan yerele kayıyor.
Artık milliyetçilik duygularımız, Balkanlarda yıkılan bir Osmanlı camisi
ya da Sudi Arabistan'da kırsallığın yıktığı bir Osmanlı kalesi yanında,
bizim arka sokakta yıkılan cami, medrese ya da başka bir tarihi yapının
acısını da duymamızı sağlayacak gerçek bir zemine oturmaya başladı. Artık
insanlar Afrika'daki açlara yardım ederken, "Yahu bizim açlarımız da var,
onlara niye yardım etmiyoruz" demeye başladı. Mevlana'nın dediği gibi
evrensel ve milli (ulusal) olanı gözardı etmeden pergelimizin sivri ucunu
doğduğumuz topraklara batırıp, onu merkeze alıp çalışmalıyız demeye
başladık. Bunu anlamış olmamız da çok önemli bir kazanç bence.
Problem çözme ya da tekrar harekete geçme önce sağlıklı bir durum
değerlendirmesi gerektirmektedir. Ben de artık, bir şeyler yapmadan önce
bir durum değerlendirmesi yapacak kıvama gelmek üzere olduğumuzu
görüyorum. Sağ sol demeden, senin partin benim ideolojim demeden, cazgır
dedikoducular gibi hep geçmişte yaşanan dedikoduları evirip çevirmeden,
Hekimhan'ımızın ve çevresinin iyi bildiğimiz tarihi ve beşeri değerlerine
sahip çıkmamız gerekmektedir. Tabi işimiz kolay değil. Yüzlerce ülkeye ve
şehre dağılmış insanlarımızın bir araya gelmesi kolay olmasa gerek. Fakat
işte bu dut olayı böyle bir gelişmenin fitilini ateşleyebilir. Artık
Hekimhan'a bir şehir havası katmak isteyen belediye başkanın "İyi ama
dostum bizim halkımızda hani o bilinç" demesi kolay değil. Bizler
yazlıklarımızı niçin şuraya buraya yaptıralım eğer Hekimhan bugünkü
medeniyet yarışında ben de varım, soylu ve derinlikli bir kent olmaya
adayım diyorsa.
Bu vesile ile aslında belediye başkanımızın şu ana kadar yaptığı güzel
çalışmaları her yerde takdirle anlattığımı ve başkalarından da olumlu
izlenimler aldığımı bildirmek istiyorum. Kendisini tanıdığım için bu
işteki yanlışlıkla ilişkili olarak medeni bir tavır takınacağını
bekliyorum. Bu onu kasabalıların gözünde daha da büyütür. Bu vesile ile
çıkıp bu elim olayın sebebini açıklaması, bizim bilmediğimiz bir şey varsa
sebebini bildirmesi, yoksa de pek çok medeni insanın yaptığı gibi, "bir
hata yaptık, insanız biz de hata yapabiliriz diyerek (özür dilerim demesi
bile) bundan sonra daha duyarlı davranacağını söylemesi bizm ve ilçemiz
için bir kazançtır. Belki bu vesile ile başka değerlerimizin yaşatılması
yoluyla bu olumsuz olaydan Hekimhan adına olumlu bir sonuca ulaşmış
olacağız. Kendisine ve belediye çalışanlarına bu vesile ile saygılarımı
bildiriyorum.
Hatalarımın hoşgörülmesi ve Biraz uzunca yazdığım için bağışlamanızı rica
ederim.Bütün hemşerilerime sağlık, huzur ve güzellikler diliyorum.
Hepinizin nevruz bayramını kutluyorum Allah'a emanet olunuz.
Mehmet Önal
Adnan Menderes Üniversitesi
Fen Edebiyat Fakültesi
Felsefe Bölümü Öğretim Görevlisi
Tel(School) : + 90.(256). 212 8498 Ext 1866
Tel(Home) : + 90.(256). 2197668
Mobile: 0505-2054482
Bu güzel yazısı için hemşehrime teşekkür ediyorum.
Vedat SOĞUKPINAR
|