www.hekimhan.com

GENÇ YAŞTA KAYBETTİĞİMİZ

AVUKAT METİN KURTTAŞ İÇİN DERLENEN TÜRKÜ

Hoca minarede sela veriyor                       

Vatandaşlar birbirine soruyor                       

Kimmiş ölen onu arıyor                              

Meğer ölen oğlum haberim yoktur.

 

Hekimhan’dan yolcu ettim elinen

İstanbul’dan haber geldi telinen

Gideli yerine 15 gün oldu

Acı haberini aldım elinen

 

Sıladan gideli 15 gün oldu

Uyan oğlum uyan sana ne oldu

Sana kavuşmamız mahşere kaldı

Yazın kara imiş kime ne diyem

 

Yıl 83 eylül in on beşi

Sorarsanız dostlar 43 tür yaşı

Ecele o yaşta verdi bu başı

Sonsuz yolculuğa gidiyon yavrum

 

Alacahan da cenazeni bekledim

Derdime derdi orda ekledim

Yavrulardan gözyaşımı sakladım

Onlarda benimle yanmasınlar diye

 

Metinin haberini aldım telinen

Cenazeni karşıladım elinen

Her zaman karşılardım gülünen

Kara giyip karşılayan ben oldum

 

Yığma dedikleri seni vatanın

Nerde kaldı canı cana katanın

Gözü yaşlı bağrı yanık atanın

Gözleri yollarda seni bekliyor

 

Kara günlerimi unuttum derken

Sana ölüm geldi çok erken

Anan öldü ama baban sağ iken

Kaderin böyleymiş kime ne diyem

 

Ölümünden evvel görmüştü düşü

Almıştı gidiyordu bir işi

Bilmiyordu Hekimhan’a gelecek naşı

Sonsuz yolculuğa gidiyon oğlum

 

Ne hayaller kurdun yavrular için

Gece gündüz çalıştın bunun için

Aklına getirmedin ölümü niçin

Yazın kara yavrum kime ne diyem

 

Şu karşı ki evde fuan eden var

Yatırmıyor dostlar ahu zar

Bülbül fuan ediyor gül olmuş her

Yaşasamda dostlar gayri ben gülmem

 

Dostlar derdime deva isterim

Gidiyorum bana bir yol gösterin

Yaram açılmadan vurun reşterin

Kurtulamam dostlarım ben bu yareden

 

Her viranede baykuş ötermi

Yanmayan ocakta tütün tütermi

Ölen oğlum vadesini savuyor

Geride kalanlar matem tutarmı

Yükledim yükümü gam ile dolu

Yağan yağmur değil bakınız tolu

Gidiyorum amma bakın yitirdim yolu

Dostlar bu yolu bulamam gayrı

 

Ne gündüzüm gündüz ne gecem gece

Kelimeyi unuttum okuyum hece

Koca dünya oldu bana cüce

Geçmiyor vakıtlar gönül hoş değil

 

Gam ile yoğrulmuş senin hamurun

Ne çabuk yağdı senin hamurun

Kaderimi harman edip savurun

Eğer götürecek rüzgar olursa.

 

Geceler karanlık sabah olmuyor

Yüküm gam dolu başka almıyor

Gideceksin diye beni  salmıyor

Felek penceresine düşte gör oğlum

 

Kadir mevlam sana nettim neyledim

Her zaman derdimi ayan eyledim

İçimde olanı sana söyledim

Garip garip ölenime ne dersin

 

Söyleyin bülbüle gülde ötmeye

Dizimde takat yok yola gitmeye

Oturup ağlayıp fuan etmeye

Yaş kalmadı didemde feryat etmeye

 

Bülbül her zaman gül için ağlar

Viraneye dönmüş bahçeler bağlar

Derdi olanlar durmadan ağlar

Ben ağlamayım da kimler ağlasın

 

Yüce dağ başında yatan evliya

Derrtli olanlar derdini söyleye

Dayanıla da sabır eyleye

Ben nasıl dayanam bu dertlere yavrum

 

Bir insanın yolu böyle tozarsa

Kahpe felek alın yazını yazarsa

Kaderinde gelip bunu bozarsa

Şikayeti kime yapalım yavrum

 

Çocukların kara giymiş ağlıyor

Kahpe felek ellerini bağlıyor

Gelmiş ezrail ipini yağlıyor

 Asmak için dar ağacı bulursa

 

Benim gibi dostlarım düşmeyin dile

Yavrularım geliyor tutmuş el ele

Mezarın başına bir ağaç dikin

Yavrularım gele gölgelene

 

Kahpe felek sana içimi döktüm

63 yaşımda belimi büktün

Ağzımda dişlerin hepsini döktün

Yazım böyle imiş kime ne diyem

 

Kahpe felek bu benim alın yazım

Dostlarım mezarını derin kazın

Baş taşına genç öldü diye yazın

Emir büyük yerden kime ne diyem.

 

Derleyen               :Emekli Baş Komiser Abdullah YÜCEKAYA

Gönderen               :Cahid ÇAVDAR

www.hekimhan.com

www.hekimhan.org

www.hekimhanhaber.com